Bizi oraya Suriye halkı gösteri etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Moskova’da gerçekleştirdiği zirvenin arkasından dönüş yolunda beraberindeki gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Putin’in Suriye’de çözüm için önerdiği 1998 tarihli Adana Mutabakatı’nın, Türkiye’nin bölgede ağırlığını hissettirebileceği önemli bir uzlaşma olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın mesajları şunlar:

İLGİLİ BİRİMLER GÖRÜŞECEK

Sayın Putin ile ikili ilişkiler ve yöresel konuları kapsayan bereketli bir görüşmeyi gerçekleştirdik. ABD’nin çekilme kararı sonrası ortaya meydana çıkan yeni tabloyu tartışma etme fırsatı bulduk. Suriye’de DEAŞ, PYD-YPG ve tüm terör örgütlerine karşı mücadelemizi ele alma fırsatını bulduk. Sayın Trump’ın önerdiği tehlikesiz alan konusunu ve bunun sahadaki uygulamasını ele aldık. İlgili birimlerimiz ayrıca ABD, hem de Rusya Federasyonu ile görüşmelerini, Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı, İstihbarat (MIT) olmak üzere devam ettirecekler.

İDLİB’İN GELECEĞİ

Bağlı ama bu görüşmemizde, İdlib Mutabakatı’nın uygulanması konusu da ele aldık. Biz İdlib’de hiçbir terör örgütünün faaliyet göstermesine müsade vermeyiz. Biz hem İdlib’de keza de Münbiç’te ve Fırat’ın doğusunda güvenlik ve istikrarı sağlayacak olanak ve kabiliyete sahibiz.

PYD-YPG konusundaki pozisyonumuz da açık ve nettir. Biz Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin güvenliğini herkesten daha pozitif önemsiyoruz. Yani bu konuda terör örgütü PYD-YPG ile Kürt kardeşlerimizi benzer kefeye koymanın izah edilir hiçbir yanı yoktur.

TÜZÜK KOMİSYONU

Sayın Putin’le Astana sürecini ve Anayasa Komisyonu’nun kurulması konularını da ele aldık. Türkiye, Rusya ve İran arasındaki üçlü zirveyi Rusya’da şubat ayı içinde yapacağız. Siyasi geçiş sürecini de bu zirvede ele alacağız. Rusya ile bu yılı kültür ve turizm yılı duyuru ettik. Nisan ayında orada yapılacak bir etkinlikte, aynı gün yüksek düzeyli stratejik konsey toplantısını da yapmayı kararlaştırdık. Astana ruhunun canlı tutulmasını önemsiyoruz.

S-400’LER DE KONUŞULDU

İkili konularda, ticaret, enerji, ulaştırma, tarım, Akkuyu Nükleer Santralı, fakat orayı açma hedefimiz 2023 biliyorsunuz, S400 ve vizeler konusunun yanında savunma sanayine yönelik konuları da ele alma fırsatımız oldu. Turizmde yakaladığımız ivmenin devam ettirilmesi konusunda mutabakatımız var. 2019’u karşılıklı kültür ve turizm yılı duyuru etmemiz sebebiyle bunun üzerinde hassasiyetle duracağız.

100 MİLYAR DOLARLIK NIYET

Rusya Federasyonu ile ticaretimiz şu lahza itibariyle 26 milyar doları aşmış vaziyette. Burada hedefimiz inşallah 100 milyar doları tutmak. 2018’de Rusya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı 6 milyonu yakaladı. Rusya’nın Türkiye’den ithal ettiği domates miktarı 50 bin ton iken 100 bin tona çıktı. Ekonomik ilişkilerimiz güçlenmeye devam ediyor. Bu araştırmalar esnasında da yeniden aramızdaki ilişkileri özellikle ilgili bakanlarımızın birbirleriyle, enerjide, turizmde, gıda-tarımda, etkin bir şekilde bugün de müşterek görüşmelerini yaptılar. Biz, önce ikili görüşme yaptık. Sonradan Dışişleri ve Savunma Bakanlarımızı yanımıza edinmek suretiyle onlarla daraltılmış bir buluşma, akabinde de daha geniş detaylı, bakan arkadaşlarımızla toplantımızı yaptık.

PUTİN’LE REKOR RÖPORTAJ

Aradaki virgül dönemini bir kenara koyarsak, bizim gerçekten Sayın Putin’le ilişkimiz her tarafta bu yanlamasına iyi gelişti. İyi bir frekans yakaladık. Benim 16 yıllık Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı dönemim, Sayın Putin’in de Başbakanlık yaptığı ara dönemi dahil, ilişkilerimizi her zaman sıcak tuttuk. Türkiye’nin ekonomisi güçlendikçe de Rusya ile olan ilişkilerimiz fazla daha iyi bir konuma geldi. Birbirimizi bu işlem içerisinde iyi anladık diyebilirim. Bunun en güzel örneği bana tarafından turizmdir. Yani, turizmde 6 milyonluk bir rakamı yakalamış edinmek önemli. Almanya ile olan rakamı fazla daha fazlasıyla aşmış vaziyetteyiz. İlişkilerimiz birbirine saygıya dayalı. Birbirimize yakın iki ülkeyiz. Karadeniz’de kıyıdaş iki ülkeyiz. Mesela Suriye gibi bir mesele yaşanmamış olsa ilişkilerimiz çok daha irtifa noktada olabilirdi. bununla beraber Suriye konusunda da Rusya ile dayanışmamız, bu meseleyi bir lahza önce çözme noktasında gerçekten bize hoş imkânlar sundu. İlgili arkadaşlarımız da muhataplarıyla süreci gayet iyi götürdüler, götürüyorlar.

MÜNBİÇ’İN GELECEĞİ

DERHAL Münbiç’te, bizdeki rakamlar itibariyle bin PYD/YPG’li var. “Değil” diyenler var ama bizdeki bilgilerde sayı bu. Şehrin nüfusunun ezici çoğunluğu, yani yüzde 85-90’ı Sünni Araplardan oluşuyor. Insanlar orayı ast önemli manada boşaltmış da. Oranın gerçek sahiplerinin kim olduğu kesin. Münbiç’in nüfusu 700 bin civarında. Ama oradaki saldırılar, terör örgütlerinin oraya girişleri gibi hadiseler, maalesef oranın yerli insanlarını şehirden kopardı. Şimdi ise yeni bir süreç var. Bu yeni süreçte gerek ABD, gerek Rusya, gerekse biz, Mevlüt Bey’in (Çavuşoğlu) Pompeo ile yapmış olduğu mülâkat, o süreçte 3 ay içerisinde, 90 gün içerisinde buranın boşaltılması… Bugün gelinen nokta itibarıyla, Rusya da ABD de PYD/YPG’nin Münbiç’in boşaltacağını söylüyorlar. Rusya bu akşam da bize bunu söyledi. Temennimiz odur ancak boşaltılır ve Fırat’ın doğusuna bunlar gönderilir.

SURİYE’DE SON DÜZLÜK MÜ?

Henüz hissetmiyoruz. Orada halen sıradan meslek var diye düşünüyorum. Mesela Astana sürecini sona erdirme gayreti içerisinde olan kesimler var. Lakin biz Astana sürecini sona erdirme gayreti içerisinde olanlara karşısında bu sürecin önemi üzerinde duruyoruz. Nitekim şu anda bizim Sayın Putin’le görüşmemiz, yakın gelecekte Rusya-Türkiye-İran olarak Soçi’de yapacağımız üçlü boy buna verdiğimiz önemin göstergesi. Üçlü doruk sonradan, Türkiye ve İran’da gerçekleştirilecek. Keza biliyorsunuz, Suriye’de tüzük komisyonu meselesi var. Bu konuda da birileri ipe un seriyor. Birileri “Biz burada varız” birileri, “Siz yoksunuz” havasında. Biz anayasa komisyonu sürecinde ilerleme kaydedilmesine de büyük siklet veriyoruz. Mümkün olduğunca, ‘efradını cami ağyarını mani’ şekilde, iyi bir anayasa çalışmasının yapılmasını temenni ediyoruz. İyi bir heyet oluşsun ve bir lahza önce de adımlar atılsın beklentisi içerisindeyiz. İnşallah BM’nin yeni özel temsilcisi de burada aktif bir gayret ortaya koyar. Tüzük komisyonunun 150 kişi olabileceği söylenmişti. Bu rakam muhafaza mı edilir, azaltılır mı? Bu ve benzeri konular halen tartışma ediliyor. Anlayışlı davranılmasını, bu konuda kararlı bir şekilde adım atılmasını ümit ediyoruz. Temennimiz ondan sonra da bir Cenevre sürecinin başlaması ve neticeye varılması.

ÖNCELİK NEREDE?

İdlib’i Rusya ile beraber şu anda hamdolsun kayıtlı bir yere oturttuk; hatta azıcık daha ileri gidiyorum, kurtardık. Eğer İdlib’de bizim o birlikteliğimiz olmamış olsaydı, oradan 100 binlerce insan, Allah göstermesin göçe zorlanabilirdi, hatta orada büyük katliamlar yaşanabilirdi. Fakat güzel bir dayanışma neticesinde bu tür tehlikeler bertaraf edildi. Soçi’de başlattığımız İdlib sürecini halen devam ettiriyoruz. Fakat şimdi bu süreci gölgelemeye çalışan radikal unsurlar var. Bundan dolayı orada alt Rusya’nın bir rahatsızlığı var. Rusya’nın bu rahatsızlığı bize de yansıyor. Bu rahatsızlıkları alt bir lahza önce aşmamız gerekiyor. Biz Rusya ile beraber, İdlib’in refahını, huzurunu sağlayabileceğimize inanıyoruz.

ADANA MUTABAKATI

Bizim buradaki konumumuz hiçbirine benzemiyor ama… Suriye ile 911 kilometre sınırımız var. Sınırdaş ülke olmanın ötesinde, bizim Suriye ile müşterek tarihimiz var. Kültür birlikteliğimiz var. Evlilikler yapmışız. Her bayramda bizden Suriye’ye, Suriye’den bize geçişler oluyor. En son baba Esed’in olduğu dönemde 1998’de imzalanmış bir Adana Mutabakatı var. PKK terör örgütünün mensuplarının bize teslim edilişini, terörle mücadeleyi ele bölge bir mutabakat. Manâlı bir adımdı. ACILEN ola ki bunun baştan gündeme getirilmesi söz konusu olabilir. Nitekim Sayın Putin de bunu bilhassa gündeme getirdi; “Adana Mutabakatı manâlı bir konu. Türkiye bunu işlemeli” dedi. Bunun Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği manâlı bir uzlaşma olduğu kanaatindeyim. “Türkiye’yi buraya kim davet etti?” diyenlere karşısında, o mutabakatı masaya getirmemiz lazım. Aşağıda baba Esed’in yetkililerinin imzası var. Türkiye adına da o dönemdeki Dışişleri Müsteşar Yardımcımız Büyükelçi Uğur Ziyal’ın imza koyduğu bir mutabakat; ancak Uğur Bey benim Başbakanlık dönemimde Müsteşarlık yaptı. O mutabakatın iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

ESAD’LA ÜSTTEKI DÜZEY BAĞLANTI OLMAZ

(Adana mutabakatı) O mutabakatın geçersiz olduğunu söyleyebilen kimse değil. Bütün tersine Sayın Putin, o mutabakatın orada bizim terörle mücadelemiz açısından manâlı olabileceğine işaret ediyor. O mutabakat 2011’e dek işledi. Bizim, 1 milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuş, milyonlarca insanın göçe zorlamış biriyle üstteki düzey temasımız olmaz. Suriye meselesine çözüm bulma süreci çerçevesinde, Rusya ve İran ile yoğun bağlanti halindeyiz. Bu sayede Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmasını engellemeyi başardık. Biz orada nasıl bulunuyoruz? Biz sınırdaşız ve buradan bize sürekli terör tehdidi var. Bize roketler atılıyor. Bize atılan roketler, can kayıplarımız nedeni ile milli güvenliğimizi müdafaa sadedinden müdahalede bulunmak durumunda kaldık. Cerablus’a, El Bab’a, Afrin’e girdik. Bunun için illa bir yerden misafir etme beklememize gerek yoktu. zaman zaman “Siz misafir misiniz?” diye soruyorlar ya. Misafir olmamıza gerek değil. Bize fiili saldırılar var ve biz 100’ün üstünde insanımızı kaybetmişiz. Bizi oraya Suriye halkı gösteri etti. Afrin, Cerablus, El Bab halkı hatta Rakka bile dahil buna. Aşiretler eğlence ediyor. Rakka’daki aşiretler bile “Türk Ordusu ne zaman gelecek?” diye bizi misafir etme ediyor. Bunlar çok önemli.

GÜVENLI BÖLGE

Biz, ABD ve Rusya’ya diyoruz ki “Lojistik desteği verirseniz biz, başta DEAŞ olmak üzere bu bölgeyi tüm terör örgütlerinden arındırıp sulh-u sükûna kavuştururuz.

TÜM AKTÖRLERLE BAĞLANTI

Biz Suriye’nin terör unsurlarından arındırılması için tüm aktörlerle bağlanti halindeyiz. PYD/YPG’nin Münbiç’i boşaltmasını Rusya ile de konuşuyoruz. Münbiç’i temizledikten sonra hedefimiz Münbiç’in yerli halkının oraya yerleşmesini sağlamak. Rakka’da ABD’de büyük hatalı yaptı. O yanlışının bedelini de ağır ödedi. Halbuki ABD bizim teklifimize evet demiş olsaydı Rakka şimdiden küskün olacaktı. Rakka’nın alınması ile birlikte buradaki göç ve insan kaybı ortadan kalkmış olacaktı.

VİZE SERBESTİSİ

Vize ile ilgili hazırlıkları yapmışlar. ACILEN Sayın Putin’in imzasını bekliyor. Hububat noktasında Rusya’dan alımımız var. Kanatlılar noktasında onların bize ördek, kaz satışı teklifi var. Kırmızı eti de ihtiyaç halinde belli bir miktarı oradan alma durumumuz olabilir. Yan bunların tümü aramızdaki ilişkileri güçlendiriyor. Aramızdaki ilişkilerin en kayda değer başlığı, Almanya’dan sonradan Rusya’dan doğalgazı azami çeken ülke biziz. Türk Akımı’nın hayata geçmesi ile Türkiye 1 numara olacak. Yılsonunda kara geçişi de bitecek. Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan hattına doğalgaz buradan gidecek.

İTTİFAKLAR VE TERCIH

Biz kampanyayı yapacak olan ekiplerle çalışmamızı sürdürüyoruz. İki firma ile çalışıyoruz. Hazırlıklarını dinledik. Sloganlar, şarkılar dahil bütün detayları çalıştık. Arkadaşlara bazı talimatlarımız da oldu. Ondan daha sonra nihai karara varacağız. 31 Ocak’ta manifestomuzu açıklayacağız. Manifesto 10 esas başlık civarda şekillenecek. Türkiye’de bütün illere, ilçelere, kesin merkezlere bunu dağıtacağız. 1 Şubat’ı da kampanya başlangıcı olarak duyuru ettik. YSK’nın açıklaması ile 18 Şubat’tan daha sonra biz de ikinci aşamaya geçeceğiz. Kampanya burada yerelleşme sürecine giriyor. Incelemeler iyi gidiyor. YSK takvimine göre 23 Şubat’ta mitinglerin başlaması var. Daha Sonra daima beraber meydanlara çıkacağız. TV programları vs hepsi yürüyecek. Beklentim odur ama inşallah 31 Mart akşamı ülkem güler, ülkem sevinir. İnşallah bedel olanlar yerel yönetimlerde meslek başına kazanç.

(Kaç miting yapacaksınız?) ACILEN üstünde çalışıyoruz. Akışı değişken, hiç emin olmaz.

FAZIL SAY KONSERİ

Fazıl Say, kendini, bulunduğu alanda dünyada ispat etmiş bir arkadaşımız, kardeşimiz. Bize düşen nedir? Bununla onur etmektir. Konu sanat olduğu süre fazla bambaşka bir yere doğru… Biz birçok şeyleri yıktık da görmek istemeyenler görmüyor. Harbiye Kongre Merkezi’nin yanında Cemal Reşit Rey’i yaptık. Onu biz yıkarken her tarafı ayağa kaldırdılar. Dedik ancak “Daha güzelini, daha büyüğünü yapıyoruz, birazcık sabırlı olun.” Türkiye’nin opera binası yoktu. Harbiye Kongre Merkezi 3 bin şahsiyet bir sanki opera binasıdır. AKM olayını gündeme getirdim, kıyametler koptu. Burada opera binası yapacağız dedik. Çıldırdılar. Acilen oranın temelini atıyoruz. Daha büyük ve işlevsel bir opera binası. Ayni şekilde hani fazla kızdıkları Taksim’deki Kışla. O Topçu kışlasının aslını bir görseniz, “Yazıklar olsun burayı yıkanlara” dersiniz. pek harikulade bir eser. Onun orijinaline yerinde mimari tasarımlarını yaptırıyorum. Orayı ihya edeceğiz. Onun karşısında Maksem’in arkasına Taksim Camii’ni yapıyoruz. O da sona ermek üzere. Tüm bu neyi getirecek? İstanbul’da doğru akıcı meydan yoktu. Taksim’de trafiği alta aldık, Taksim meydana kavuşuyor. Bir taraftan o tarihi kışla ortaya çıkacak değişik taraftan opera harikulade eser olarak geliyor, öbür tarafta Taksim Cami… O da harikulade eser olarak ortaya çıkıyor. Bizde bakımlı kalmış o kadar şeyler var ki… Sultanahmet’te At Meydanı denir. Tarihi kayıtlara baktığımız zaman orada ahali bahçesi var. Düşünebiliyor musunuz? Şu Anda biz onları meydana çıkaracağız. Bunları meydana dışlamak bir aşk işidir. Yerel seçimlerde meydana gelecek bir galibiyet, yerel ve merkezi yönetimle el ele vererek hızla halletme imkânı getirecektir.

AHMET SAY’A TEŞEKKÜR

Fazıl Bey’in babası Ahmet Bey’e fazla teşekkür ediyorum. Şahsıma karşın ifadelerinden dolayı, şahsım, ailem, milletim adına ona da teşekkür ediyorum. O gün hoş de bir tevafuk oldu. Senatör Graham’a, “Biz bu akşam dünyaca ünlü bir piyanistimiz var. Onun Ankara Prömiyerine gelir misin?” dedik. “Gelirim” dedi. Onu da aldık. Güzel bir geceydi. (Habertürk)

sizlere kucukaltinfiyatlari.com farkıyla sunulmuştur

Bir cevap yazın